STENT NEDİR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Stent, balon işlemi ile açılan damarın tekrar daralma ihtimalini azaltsın diye damar duvarına takılan ve çok ince metalik tellerden örülmüş silindirik bir kafes olarak tarif edilebilir.

İnsanların damar çaplarına göre çok değişik boyutlarda üretilmiş olmakla beraber, genellikle 2-4 mm çap ve 10-40 mm civarı uzunluklarda olurlar. Stentler, açılıp kullanılmadan önce, 1-2 mm genişlikteki sönük bir balonun üzerine büzülmüş vaziyette yer alırlar. Bu balon da, çok ince ve uzun bir tübe bağlıdır.

Şu an Türkiye de kullanılan stent çeşitlerini 3 ana başlıkta toplayabiliriz

  • Çıplak stentler
  • İlaç kaplı stentler
  • Eriyebilen stentler

Hangi hastaya, ve hangi lezyona ne tip bir stent takılması gerektiğine doktorunuzla görüşerek karar verin. Ülkemizde bu stentlerin bir kısmı sosyal güvenlik kurumları tarafından geri ödeme kapsamında değildir. Dolayısıyla bu çoğu zaman tek başına doktorunuzun vereceği karar değildir. Sizin de bu konudaki isteklerinizi doktorunuza iletmeniz gerekir.

KALP PİLİ NEDİR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Kalp pilleri (pacemaker), kalbin ritmini oluşturan ve düzenleyen elektronik cihazlardır. İlk çıkış amacı kalbin yavaş atması sonucu gelişen rahatsızlıkları tedavi amacını taşırken son yıllarda ritim bozukluklarında (antitaşikardik piller, otomatik şok cihazları olan yerleştirilebilir kardiyoverter-defibrilatörler [ICD] ve kalp yetmezliğinde (biventriküler piller- kalp senkronizasyon tedavisi) de kullanılmaya başlanmıştır.

Çeşitleri 2 genel başlık altında toplanabilir.

  1. Geçici kalp pili
  2. Kalıcı kalp pilleri
    • Tek odacıklı kalıcı kalp pili (VVI)
    • İki odacıklı kalıcı kalp pili (DDD)
    • Şok verme özelliği olan tek veya 2 odacıklı kalp pili (ICD)
    • Kalp kasılmasında ki senkronizasyonu düzeltebilen kalıcı kalp pili (Biventriküler piller)

ATRİYAL SEPTAL DEFEKT (ASD) NEDİR?

Kalbin sağ ve sol atriyumları (kulakçıkları) arasındaki duvarda doğuştan delik bulunmasıdır. ASD varlığında sol atriyumdaki temiz kan sağ atriyuma geçer ve sağ kalbin pompalaması gereken ve akciğerlere ulaşan kan miktarı artar. Zamanla aşırı hacim yüklenmesi akciğer atardamarında basınç artması (pulmoner hipertansiyon) ve kalp yetersizliğine neden olabilir ve yaşam süresini kısaltabilir. Ayrıca toplardamar sisteminde oluşan pıhtılar bu delikten geçmek suretiyle beyine giderek felçlere neden olabilirler.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?

ASD yoluyla sol kulakçıktan sağ kulakçığa geçen kan miktarı belirli bir miktarın üzerinde ise ASD kapatılmalıdır. Aksi takdirde akciğer damarlarında geri dönüşümü olmayan hasar meydana gelebilir. ASD’de tedavi; cerrahi olarak deliğin onarılması, yamanması veya transkateter (ameliyatsız) yöntemle geliştirilmiş aletlerle kapatılmasıdır. Cerrahi tedavide operasyonla göğüs açılır ve cerrahi olarak kalpteki delik onarılır. Uygun vakalarda kateter yolu ile kapatma cerrahiye alternatif bir yöntemdir. Bu yöntemde kasıktan küçük bir kesi ile büyük bir toplar damara (femoral ven) kateterle girilerek kalbe kadar ilerlenir. ASD kapatma cihazları birbirine bağlı iki disk şeklindedir, delik çapına uygun olarak seçilen kapatma cihazı kateter içinden ilerletilerek delik geçilir. Sol atriyumda cihazın bir diski açılır, ikinci disk de sağ atriyumda açılarak delik kapatılır ve kateter geri alınarak işlem sonlandırılır. İşlem sonrası vücut dokuları aletin üzerine doğru büyür ve ortalama 3-6 ay içinde tamamen vücut dokusu ile kaplanır. Kapatma cihazı sürekli duvar içinde kalır. Cihazın varlığını hasta hissetmez. ASD’nin kateter yolu ile kapatılabilmesi tüm ASD olgularında yapılamaz. Ancak uygun olgularda yapılabilir. Kapama cihazının kenarlarının oturabileceği yeterli dokusu olan, kalp içinde pıhtı olmayan, kanama hastalığı olmayan, aspirin kullanmasına mani bir durum olmayan, kapatma amacı ile kullanılan cihazın imal edildiği metallere karşı allerjisi olmayan olgularda yapılması tercih edilmektedir.

KALP DAMAR HASTALRINDA GÖRÜLEN ŞİKAYETLER NELER OLABİLİR?

a)      Göğüs  Ağrısı

Kalp krizi en ölümcül hastalıklardan biri olduğu için belirtileri herkes tarafından bilinmeli ve söz konusu bulgular ortaya çıkarsa en yakın sağlık kuruluşuna-acil servisine başvurulmalıdır. Ani olarak veya daha önceki ağrının şiddetlenmesi şeklinde ortaya çıkan baskı veya sıkışma şeklindeki, 30 dakika ya da daha uzun süren ve istirahat ile geçmeyen göğüs ağrısı kalp krizinin en sık gözlenen belirtisidir. Ağrı bazen mideye, omuzlara, boyna, çeneye ve de kollara (özellikle sol kola) yayılabilir. Beraberinde huzursuzluk, terleme, kusma, bayılma gözlenebilir. Bu belirtileri olan bir kişi zaman kaybetmeden en yakın hastaneye başvurmalıdır.Hastaneye giderken hasta kesinlikle araba kullanmamalı, mümkünse donanımlı bir ambulans ile nakledilmelidir.

Ayrıca bazı hastalarda yürüme, merdiven –yokuş çıkma sırasında ortaya çıkan dinlenmekle geçen göğüs ağrıları da olabilir. Aciliyet arzetmeyen bu tip şikayetler için de tedavinin düzenlenmesi için hastane kardiyoloji polikliniklerine başvurulmalıdır.

b)      Nefes Darlığı

Özellikle kalp yetmezliği olan hastalarda görülür. Kalp kapak hastalıkları, damar tıkanıklığına bağlı da olabilir. Kronik bronşit ve astım gibi Akciğer hastalıklarına bağlı nefes darlığından ayırılması gereklidir.

c)      Çarpıntı, Ritm Düzensizliği

Kalp hızının normalden daha fazla ( 100 dk üzerinde ) veya daha az ( 50 dk altında ) olması hasta tarafından çarpıntı veya kalp atışlarında düzensizlik olarak hissedilebilir.
d)     Bayılma

Kısa süreli ani gelişen bilinç kaybıdır. Bir süre sonra hasta kendine gelir. Çoğu kez basit-masum nedenlere bağlı olmakla birlikte kötü sonuçlanabilecek altta yatan bir kalp hastalığı varlığı bakımından araştırılması gereklidir.

e)      Ayaklarda Şişme

Genellikle kalp yetersizliğine bağlı olarak gelişir ve her iki bacak ön kısmında su birikmesine bağlı olarak gelişir. Böbrek hastalıkları ve damar hastalıklarına (varis) da bağlı olabileceği gibi, bazı ilaçların yan etkisi olarak da gözlenebilir.

f)        Bacak Ağrısı

Özellikle yürümekle ortaya çıkan, dinlenmekle rahatlayan baldır ve ayak ağrısı periferik arter hastalığının habercisi olabilir. Erken dönemde tanısı konulur ve tedavi edilirse istirahat ağrılarının ve gangrene kadar ilerleyen yaraların oluşması önlenebilir.