Kalp hastalarında nefes darlığı, genellikle kalbin yeterince kan pompalayamaması sonucu akciğerlerde sıvı birikmesiyle ortaya çıkar. Bu durum, özellikle eforla artan ve geceleri kötüleşen solunum sıkıntısı şeklinde kendini gösterir ve kalp yetmezliğinin önemli bir belirtisidir.
Sol kalp yetmezliği olan hastalarda nefes darlığı, akciğer basıncının yükselmesiyle ilişkilidir. Hastalar yatar pozisyonda daha fazla sıkıntı yaşar, bu yüzden iki yastıkla uyuma ihtiyacı doğabilir. Bu tür belirtiler, kalbin sol tarafının işlev kaybına işaret eder.
Koroner arter hastalığı ve ritim bozukluklarında da nefes darlığı sık görülen bir bulgudur. Kalp kasına giden kanın azalması veya düzensiz kalp atımları, vücut dokularına yeterli oksijen ulaşamamasına neden olur ve bu da solunum sıkıntısı ile sonuçlanır.
Nefes darlığına çarpıntı, göğüs ağrısı veya ayak bileklerinde şişlik gibi bulgular eşlik ediyorsa, bu durum kalple ilişkili ciddi bir problemin habercisi olabilir. Erken tanı ve uygun tedavi, komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynar.
Kalp Hastalarında Nefes Darlığı Neden Ortaya Çıkar?
Kalp, vücudun tüm dokularına oksijen ve besin taşıyan kanı pompalamakla görevlidir. Kalbin bu görevi yeterince yerine getiremediği durumlarda, akciğerlerde sıvı birikimi meydana gelebilir. Bu sıvı artışı, akciğerlerin genişlemesini zorlaştırır ve kişi nefes almakta güçlük hisseder.
Kalp yetersizliği bu durumun en sık nedenlerinden biridir. Ancak koroner damar hastalığı, kalp kapak problemleri, ritim bozuklukları veya geçirilmiş kalp krizi sonrası gelişen yapısal değişiklikler de nefes darlığına yol açabilir. Her hastada neden ve mekanizma aynı değildir; bu nedenle bireysel değerlendirme önem taşır.
Nefes Darlığı Hangi Durumlarda Daha Belirgin Olur?
Kalp hastalarında nefes darlığı farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bazı hastalar yalnızca efor sırasında zorlandıklarını ifade ederken, bazıları istirahat halinde bile rahat nefes alamadıklarını dile getirir.
Eforla artan nefes darlığı, özellikle yürüyüş, merdiven çıkma veya yük taşıma gibi aktivitelerde hissedilir. Gece ortaya çıkan ve kişiyi uykudan uyandıran nefes darlığı ise daha farklı bir tabloya işaret edebilir. Bazı hastalar yastık sayısını artırma ihtiyacı duyduklarını ya da sırtüstü yatarken zorlandıklarını belirtir. Bu tür şikâyetler, kalbin yük altında olduğunu düşündürebilir ve dikkatle ele alınmalıdır.
Hastaların Günlük Hayatta Yaşadığı Zorluklar
Nefes darlığı yaşayan kalp hastaları, günlük aktivitelerini planlamakta zorlanabilir. Daha önce rahatça yapılan işler zamanla yorucu hâle gelebilir. Bu durum yalnızca fiziksel değil, duygusal açıdan da etkileyici olabilir.
Hastalar çoğu zaman “Eskisi kadar hızlı yürüyemiyorum” veya “Kısa mesafede bile durup dinlenmem gerekiyor” gibi ifadeler kullanır. Bu değişimler, kişinin yaşam kalitesini etkileyebilir ve kaygı düzeyini artırabilir. Nefes darlığına eşlik eden çarpıntı, göğüs sıkışması veya halsizlik gibi belirtiler varsa, bunların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Nefes Darlığı Her Zaman Kalp Kaynaklı mıdır?
Nefes darlığı yalnızca kalp hastalıklarına özgü bir belirti değildir. Akciğer hastalıkları, kansızlık, tiroid sorunları, obezite veya anksiyete gibi pek çok farklı durum da benzer yakınmalara yol açabilir. Bu nedenle nefes darlığının kaynağını doğru şekilde ayırt etmek önemlidir.
Kalp hastalığı tanısı olan bireylerde bile nefes darlığının tek nedeni kalp olmayabilir. Bazen birden fazla faktör aynı anda etkili olabilir. Bu noktada detaylı öykü, fizik muayene ve gerekli tetkikler belirleyici rol oynar.
Tanı Sürecinde Nelere Bakılır?
Kalp hastalarında nefes darlığı değerlendirilirken, öncelikle şikâyetin ne zaman başladığı ve hangi durumlarda arttığı sorgulanır. Günlük yaşamda ne kadar kısıtlayıcı olduğu, gece uykusunu bölüp bölmediği gibi ayrıntılar önemlidir.
Gerek görüldüğünde elektrokardiyografi, ekokardiyografi, akciğer grafisi ve kan testleri gibi incelemeler yapılabilir. Bu testler, kalbin yapısı ve fonksiyonu hakkında bilgi verirken, akciğerlerde sıvı birikimi veya başka sorunlar olup olmadığını da ortaya koyabilir. Hangi testlerin gerekli olduğu, hastanın genel durumu ve eşlik eden şikâyetlere göre belirlenir.
Tedavi Yaklaşımı Nasıl Planlanır?
Kalp hastalarında nefes darlığının yönetimi, altta yatan kalp sorununun kontrol altına alınmasına odaklanır. Tedavi yaklaşımı her hasta için farklılık gösterebilir. Kullanılan ilaçlar, yaşam tarzı düzenlemeleri ve takip sıklığı kişiye özel olarak planlanır.
Bazı hastalarda tuz tüketiminin sınırlandırılması, sıvı dengesinin korunması ve düzenli ama kontrollü fiziksel aktivite önerilebilir. İlaç tedavileriyle kalbin yükünün azaltılması ve vücutta sıvı birikiminin kontrolü hedeflenir. Ancak hangi yaklaşımın uygun olduğu, mutlaka uzman değerlendirmesiyle netleştirilmelidir.
Ne Zaman Bir Uzman Görüşü Alınmalıdır?
Nefes darlığı aniden başladıysa, hızla artıyorsa veya göğüs ağrısı, bayılma, morarma gibi belirtilerle birlikteyse gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir. Ayrıca bilinen kalp hastalığı olan bir kişide nefes darlığının belirgin şekilde artması, tedavi planının yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilir.
Hafif gibi görünen ama zamanla ilerleyen şikâyetler de göz ardı edilmemelidir. Erken değerlendirme, olası komplikasyonların önlenmesine katkı sağlayabilir.
Hasta Perspektifinden Süreç Nasıl Algılanır?
Birçok hasta nefes darlığını yalnızca fiziksel bir sorun olarak değil, günlük yaşamı sınırlayan bir engel olarak tanımlar. Sosyal aktivitelerden uzaklaşma, hareket etmekten kaçınma ve sürekli yorulma hissi sık dile getirilen durumlardır.
Bu süreçte hastaların kendilerini yalnız hissetmemeleri ve sorularını açıkça dile getirebilmeleri önemlidir. Bilgi sahibi olmak, belirsizliği azaltabilir ve sürecin daha iyi yönetilmesine yardımcı olabilir.

Prof. Dr. Tuna Katırcıbaşı, 27 yılı aşkın süredir kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir kardiyoloji profesörüdür. Özellikle koroner arter hastalığı, stent tedavileri, hipertansiyon ve kalp yetersizliği alanlarında kapsamlı klinik ve akademik deneyime sahiptir.
Kardiyoloji kariyerine 1999 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak başlayan Prof. Dr. Katırcıbaşı, 2009 yılında doçentlik, 2019 yılında ise profesörlük unvanını almıştır. Başkent Üniversitesi, Özel Ortadoğu Hastanesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Halen Adana Medline Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görevine devam etmektedir.
Prof. Dr. Katırcıbaşı, ameliyatsız damar açma uygulamaları, şah damarı ve periferik damar tıkanıklıklarının girişimsel tedavisi, kalp yetersizliği yönetimi ve ileri ekokardiyografi alanlarında öne çıkmaktadır. 60’tan fazla ulusal ve uluslararası bilimsel yayınıyla literatüre katkı sağlamış; Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji gibi saygın platformlarda bildiriler sunmuştur.

Adana'daki Kliniğimizin Konumu