Düşük tansiyonun zararları, vücuda yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması nedeniyle ortaya çıkar. Baş dönmesi, halsizlik, bayılma ve bulanık görme gibi şikayetler, özellikle ani tansiyon düşüşlerinde ciddi riskler yaratabilir.
Kronik düşük tansiyon, beyin, böbrek ve kalp gibi hayati organlara yetersiz kan akışına neden olabilir. Bu durum uzun vadede organ fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir ve kalıcı hasarlara yol açabilir, özellikle yaşlı bireylerde daha tehlikelidir.
Düşük tansiyon nedeniyle sıkça yaşanan bayılma ve denge kaybı, düşme ve yaralanma riskini artırır. Bu durum günlük yaşam kalitesini düşürürken, özellikle araç kullanımı veya makinelerle çalışma gibi durumlarda hayati tehlikeye neden olabilir.
Gebelikte düşük tansiyon anne ve bebek sağlığını etkileyebilir. Plasentaya yeterli kan ulaşamaması, fetal gelişim geriliği veya düşük riski doğurabilir. Bu nedenle hamilelikte düzenli tansiyon takibi yapılması önem taşır.
Düşük tansiyon ne anlama gelir?
Kan basıncı, kalbin pompaladığı kanın damar duvarlarına uyguladığı basıncı ifade eder. Bu değer belirli bir seviyenin altına düştüğünde “düşük tansiyon” olarak adlandırılır. Ancak burada tek bir rakamdan söz etmek her zaman doğru değildir. Çünkü tansiyon değerleri yaşa, genel sağlık durumuna, vücudun o anki hidrasyon durumuna, kullanılan ilaçlara ve kişinin alışık olduğu seviyelere göre değişebilir. Bazı bireyler düşük değerlere rağmen kendini iyi hissederken, bazıları daha küçük düşüşlerde bile zorlanabilir.
Günlük yaşamda oluşturabileceği etkiler
Düşük tansiyonun en sık hissedilen etkilerinden biri baş dönmesidir. Özellikle oturur ya da yatar pozisyondan ani ayağa kalkıldığında yaşanan sersemlik hissi, günlük aktiviteleri zorlaştırabilir. Bu durum, kişinin dengesini kaybetmesine ve hareketlerini kısıtlamasına neden olabilir.
Buna ek olarak halsizlik ve yorgunluk da sık dile getirilen yakınmalardandır. Kişi yeterince dinlenmiş olsa bile enerjisinin düşük olduğunu hissedebilir. Bu durum iş performansını, dikkat süresini ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyebilir.
Bayılma ve düşme riski
Düşük tansiyonun en önemli zararlarından biri, bayılma riskini artırmasıdır. Kan basıncının aniden düşmesiyle beyne giden kan akışı geçici olarak azalabilir. Bu da kısa süreli bilinç kaybına yol açabilir. Bayılma her zaman ciddi bir tabloya işaret etmese de, düşme ve yaralanma riskini beraberinde getirir.
Özellikle ileri yaştaki bireylerde düşmeler, kırıklar ve uzun süreli hareket kısıtlılıkları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle sık bayılma ya da bayılacak gibi olma hissi yaşayan kişilerin durumu ciddiye alması gerekir.
Konsantrasyon ve zihinsel performans üzerindeki etkiler
Düşük tansiyon, bazı kişilerde odaklanma güçlüğü ile ilişkilendirilebilir. Kişi zihinsel olarak “bulanık” hissettiğini, düşüncelerini toparlamakta zorlandığını ifade edebilir. Uzun süreli dikkat gerektiren işlerde bu durum belirgin hale gelebilir.
Bu etki, beyne giden kan akışının geçici olarak azalmasıyla ilişkilendirilse de her bireyde aynı şekilde görülmez. Yine de özellikle yoğun zihinsel efor gerektiren dönemlerde, bu tür belirtiler yaşam kalitesini düşürebilir.
Sindirim sistemiyle ilişkili yakınmalar
Bazı bireyler düşük tansiyon dönemlerinde mide bulantısı veya iştahsızlık yaşayabilir. Sindirim sistemi, kan akışındaki değişimlere duyarlı olduğu için tansiyon düşüklüğü bu alanda da rahatsızlık hissi oluşturabilir.
Bu durum genellikle geçici olmakla birlikte, sık tekrar ediyorsa kişinin beslenme düzenini ve kilo dengesini etkileyebilir. Besin alımının azalması ise zamanla halsizlik ve güçsüzlüğü artıran bir döngü yaratabilir.
Soğukluk hissi ve cilt değişiklikleri
Düşük tansiyon yaşayan bazı kişiler, ellerde ve ayaklarda soğukluk hissinden yakınır. Kan dolaşımının yavaşlaması, özellikle uç bölgelerde ısı kaybına neden olabilir. Buna ek olarak ciltte solukluk ya da nemlenme hissi de tarif edilebilir.
Bu belirtiler genellikle ciddi bir sorun anlamına gelmez; ancak kişinin konforunu etkileyebilir. Özellikle soğuk ortamlarda bu hisler daha belirgin hale gelebilir.
Uzun vadede nelere dikkat edilmelidir?
Düşük tansiyon tek başına her zaman zararlı bir durum değildir. Ancak sürekli ve belirgin şikâyetlere yol açıyorsa, altta yatan başka bir sağlık durumunun işareti olabilir. Hormonal değişiklikler, sıvı kaybı, bazı ilaçlar ya da kalp-damar sistemiyle ilişkili durumlar tansiyon düşüklüğüne eşlik edebilir.
Bu nedenle belirtilerin sıklığı, şiddeti ve hangi koşullarda ortaya çıktığı önemlidir. Kendi kendine yorum yapmak yerine, bu sürecin uzman değerlendirmesiyle ele alınması daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Hangi durumlarda uzman görüşü gerekir?
Baş dönmesi ve bayılma hissi sıklaşıyorsa, günlük yaşamı belirgin şekilde kısıtlıyorsa ya da düşmelere yol açıyorsa mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması önerilir. Aynı şekilde, yeni başlayan ve açıklanamayan tansiyon düşüklükleri de değerlendirme gerektirir.
Uzman, kişinin genel sağlık durumunu, kullandığı ilaçları ve yaşam alışkanlıklarını göz önünde bulundurarak durumu bütüncül biçimde ele alır. Gerekli görülürse ek tetkikler planlanabilir. Klinik kararların her zaman kişiye özel olduğu unutulmamalıdır.

Prof. Dr. Tuna Katırcıbaşı, 27 yılı aşkın süredir kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir kardiyoloji profesörüdür. Özellikle koroner arter hastalığı, stent tedavileri, hipertansiyon ve kalp yetersizliği alanlarında kapsamlı klinik ve akademik deneyime sahiptir.
Kardiyoloji kariyerine 1999 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak başlayan Prof. Dr. Katırcıbaşı, 2009 yılında doçentlik, 2019 yılında ise profesörlük unvanını almıştır. Başkent Üniversitesi, Özel Ortadoğu Hastanesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Halen Adana Medline Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görevine devam etmektedir.
Prof. Dr. Katırcıbaşı, ameliyatsız damar açma uygulamaları, şah damarı ve periferik damar tıkanıklıklarının girişimsel tedavisi, kalp yetersizliği yönetimi ve ileri ekokardiyografi alanlarında öne çıkmaktadır. 60’tan fazla ulusal ve uluslararası bilimsel yayınıyla literatüre katkı sağlamış; Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji gibi saygın platformlarda bildiriler sunmuştur.

Adana'daki Kliniğimizin Konumu