Adana’da kardiyoloji bölümü bulunan başlıca devlet hastaneleri Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Adana Devlet Hastanesi, Çukurova Devlet Hastanesi ve Kozan Devlet Hastanesi’dir. Bu önemli sağlık kurumları, kalp ve damar hastalıklarının teşhis ve tedavisinde bölge halkına kapsamlı hizmetler sunmaktadır. Adana’nın sağlık altyapısının temel taşlarını oluşturan bu merkezler, uzman hekim kadroları ve modern tıbbi donanımlarıyla kalp sağlığı alanında önemli bir rol üstlenir. Her hastane, sahip olduğu tecrübe ve imkanlarla, farklı kardiyolojik ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirerek güvenilir birer başvuru noktasıdır.
Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Adana Şehir Hastanesi, hem büyüklüğü hem de sahip olduğu teknolojik donanımla, bölgenin kalp sağlığı alanındaki en önemli kalelerinden biri. Burası sadece bir hastane değil aynı zamanda yeni doktorların yetiştiği bir okul ve tıp bilimine katkı sağlayan bir araştırma merkezi. Bu özellikleri sayesinde, özellikle karmaşık ve riskli kalp hastalıklarının teşhis ve tedavisinde bir başvuru merkezi konumunda. Yani başka hastanelerde çözümü zor görünen vakalar genellikle buraya yönlendiriliyor. Bilimsel yayınlarına baktığımızda, hastanenin özellikle acil durumlar ve yüksek riskli hastalar üzerinde yoğunlaştığını net bir şekilde görebiliyoruz.
Hastanenin en güçlü olduğu alanlardan biri, kalp krizi geçiren hastaların durumunu en ince ayrıntısına kadar analiz ederek kişiye özel bir tedavi planı oluşturmak. Kalp krizi geçiren bir hastada en doğru tedaviye karar vermek için birçok faktörü göz önünde bulundurmak gerekir. İşte bu noktada Adana Şehir Hastanesi, uluslararası geçerliliği olan bilimsel puanlama sistemlerini devreye sokuyor. Örneğin yaptıkları bir araştırmada, kalp krizinin belirli bir türüyle gelen yüzlerce hastayı incelemişler. Bu incelemede, tedavi sırasında kullanılan kan sulandırıcı ilaçların kanama riskini ve kalp damarlarındaki tıkanıklığın ne kadar karmaşık olduğunu gösteren özel skorlamaların, hastanın hayattaki kalma şansını öngörmede ne kadar başarılı olduğunu kanıtlamışlar.
Bu yaklaşım ne anlama geliyor? Şöyle ki hekimler bir hastanın anjiyosunu yaptıklarında sadece “damar tıkalı, açalım” demekle yetinmiyorlar. SYNTAX skoru gibi özel bir hesaplama yöntemiyle, tıkanıklığın yerini, uzunluğunu, yapısını adeta bir yol haritası gibi çıkarıp ona bir “zorluk puanı” veriyorlar. Bu puan, tedavinin stentle mi, yoksa by-pass ameliyatıyla mı daha başarılı olacağını belirlemede kritik bir rol oynuyor. Bu sistemin düzenli olarak kullanılması, hastanenin kanıta dayalı ve son derece titiz bir tedavi anlayışına sahip olduğunu gösteriyor.
Hastanenin tecrübesi, acil müdahale gerektiren durumlarda da kendini belli ediyor. Türkiye genelinde yapılan büyük bir çalışmaya katılarak, pandemi gibi olağanüstü bir dönemde bile kalp krizi hastalarına ne kadar hızlı ve etkin müdahale ettiklerini göstermişler. Acil bir kalp krizinde, hastanın kapıdan girip tıkalı damarının açılmasına kadar geçen süre hayati önem taşır. Bu süreyi pandemi şartlarında bile koruyabilmeleri, hastanenin acil durum protokollerinin ne kadar sağlam ve işler durumda olduğunun bir kanıtı.
Adana Şehir Hastanesi’nin kardiyoloji alanındaki uzmanlığı sadece bunlarla sınırlı değil. Öne çıkan bazı önemli alanlar ve uygulamalar şunlardır:
- Ameliyatsız Aort Kapak Değişimi (TAVI): Özellikle ileri yaştaki ve açık kalp ameliyatı riski yüksek hastalar için umut olan bu yöntemde kasıktan girilerek kalp kapağı değiştirilir. Hastanenin bu alandaki tecrübesi, yapılan bilimsel yayınlarla sabittir. Hatta yapay zeka kullanarak bu işlem sonrası riskleri önceden tahmin etmeye yönelik çalışmalar bile yapıyorlar.
- İleri Düzey Görüntüleme Yöntemleri: Kalp ultrasonunun (EKO) yanı sıra yemek borusundan girilerek yapılan ve kalbi çok daha detaylı gösteren TEE gibi yöntemleri, özellikle kapak hastalıklarının değerlendirilmesinde aktif olarak kullanıyorlar.
- Koruyucu Hekimlik Araştırmaları: Sadece hastalığı tedavi etmeye değil aynı zamanda riskleri önceden belirlemeye de odaklanıyorlar. Örneğin şah damarı duvar kalınlığını basit bir ultrasonla ölçerek, bunun gelecekteki kalp krizi riskini ne kadar öngördüğünü araştırıyorlar.
- Nadir ve Karmaşık Vakaların Yönetimi: Bir ilaca bağlı gelişen ve kalbin durmasına yol açan nadir bir alerjik reaksiyon olan Kounis Sendromu gibi sıra dışı vakaları başarıyla tedavi etmeleri, hastanenin her türlü acil duruma hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Bu tür vakalar, acil servis, yoğun bakım ve kardiyoloji ekiplerinin ne kadar uyumlu çalıştığının da bir göstergesidir.
- Disiplinlerarası İş Birliği: Kardiyoloji bölümü, hastanenin diğer bölümleriyle de yakın temas halinde çalışıyor. Örneğin yoğun bakımdaki bir hastanın beslenme durumunun kalp sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalarda, farklı branşlardan hekimlerle birlikte hareket ediyorlar. Bu bütüncül yaklaşım hastanın genel sağlık durumunu gözeten bir tedavi anlayışının ürünüdür.
Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Adana Numune Hastanesi, kardiyoloji alanında birbiriyle iç içe geçmiş üç güçlü sütun üzerinde yükselen, köklü ve kapsamlı bir merkezdir: girişimsel kardiyoloji, ileri düzey tanı ve kalp cerrahisi. Hastanenin bilimsel çalışmalarına bakıldığında, bu üç alanın adeta bir orkestra gibi uyum içinde çalıştığı görülür. Bu durum modern tıbbın “kalp takımı” olarak adlandırdığı yaklaşımın burada etkin bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Peki, nedir bu kalp takımı? Kardiyologların, kalp cerrahlarının ve diğer ilgili uzmanların bir araya gelerek, özellikle karmaşık durumlardaki bir hasta için en doğru tedavi yöntemine (stent mi, by-pass mı, ilaç mı) birlikte karar vermesidir. Bu hasta için en iyi sonucun alınmasını sağlayan en ideal yaklaşımdır.
Girişimsel kardiyoloji, yani anjiyo ve stentleme işlemleri konusunda hastanenin ciddi bir tecrübesi var. Yaptıkları yayınlar arasında, sadece kalbi besleyen damarlara değil aynı zamanda beyne kan götüren şah damarı gibi kritik damarların karmaşık tıkanıklıklarına bile ameliyatsız yöntemlerle başarılı bir şekilde müdahale ettikleri vakalar bulunuyor. Yüzlerce kalp krizi hastasının verilerini içeren çalışmaları, bu alanda ne kadar yüksek bir hasta hacmine sahip olduklarını ve dolayısıyla hekimlerin ne kadar deneyimli olduğunu ortaya koyuyor.
Hastanenin belki de en dikkat çekici ve onu diğerlerinden ayıran özelliklerinden biri, ritim bozuklukları ve ileri düzey tanı yöntemleri konusundaki uzmanlığıdır. Özellikle atriyal fibrilasyon gibi sık görülen ve tedavi edilmediğinde felce yol açabilen ritim bozukluklarının teşhisinde önemli araştırmalara imza atmışlar. Bu araştırmalardan birinde, doku Doppler ekokardiyografi adı verilen çok özel bir ultrason tekniğini kullanıyorlar. Bu teknik sayesinde, normalde kasıktan girilip kalbin içine kablolar gönderilerek yapılan ve elektrofizyolojik çalışma (EPS) olarak bilinen zahmetli bir işlemi yapmadan, kalbin elektriksel iletim hızı hakkında dışarıdan bilgi edinebiliyorlar. Yani daha basit, risksiz ve konforlu bir yöntemle, bir hastanın ritim bozukluğuna ne kadar yatkın olduğunu tespit etmeye çalışıyorlar. Bu hastanenin teknolojik yenilikleri yakından takip ettiğini ve hastaların konforunu önemsediğini gösteren harika bir örnek.
Numune Hastanesi’nin kardiyoloji alanındaki gücünü tamamlayan en önemli unsur ise, en az kardiyoloji kadar aktif ve üretken bir Kalp ve Damar Cerrahisi bölümüne sahip olmasıdır. Cerrahi ekibinin yaptığı bilimsel çalışmalar çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
- Hastanenin cerrahi ve kardiyolojik yetkinlikleri, aşağıdaki alanlarda kendini göstermektedir.
- By-pass Ameliyatlarında İleri Teknikler: Ameliyatın başarısını artırmak için kullanılan damarların kan akımını iyileştirecek yöntemler üzerine çalışıyorlar.
- Riskli Hasta Gruplarında Cerrahi: Çok genç ya da çok ileri yaştaki hastalarda by-pass ameliyatı sonuçlarını karşılaştırarak bu özel gruplar için en iyi yaklaşımları belirlemeye çalışıyorlar.
- Karmaşık Kapak Ameliyatları: Hamile bir hastada kalp kapağının başarıyla değiştirilmesi gibi son derece zorlu ve nadir ameliyatları gerçekleştirebiliyorlar.
- Kalp Kapak Enfeksiyonlarının Tedavisi: Özellikle belirli risk gruplarında görülen ciddi kalp kapak enfeksiyonlarının cerrahi tedavisi konusunda önemli bir deneyime sahipler.
Kısacası Adana Numune Hastanesi’nde bir kalp hastası, ihtiyacı olan her türlü tedaviye (anjiyo, stent, ablasyon, by-pass, kapak ameliyatı) aynı çatı altında, birbiriyle sürekli iletişim halindeki uzman ekipler tarafından ulaşabilme güvencesine sahiptir.
Adana Devlet Hastanesi ve Çukurova Devlet Hastanesi
Bölgenin sağlık yükünün önemli bir kısmını çeken Adana Devlet Hastanesi ve Çukurova Devlet Hastanesi gibi kurumlar, sağlık sistemimizin bel kemiğidir. Bu hastaneler, öncelikli olarak her gün yüzlerce hastaya şifa dağıtmaya odaklanmıştır. Bilimsel katkıları ise genellikle, karşılaştıkları nadir, öğretici veya zorlu vakaları meslektaşlarıyla paylaşmak amacıyla yayınladıkları vaka sunumları şeklinde olur. Bazen de Adana Şehir Hastanesi gibi büyük araştırma merkezlerinin yürüttüğü çalışmalara katılarak bilime destek verirler. Bu model, aslında çok değerlidir. Çünkü bu hastaneler, toplumun her kesiminden hastayı görerek çok geniş bir klinik tecrübe biriktirirler. Bu tecrübelerini bilimsel platformlarda paylaştıklarında, tıbbın genel bilgi birikimine önemli katkılar sunarlar.
Örneğin Adana Devlet Hastanesi’nin yayınladığı vaka raporları, hastanenin ne kadar farklı ve karmaşık durumlarla başa çıkabildiğini gösteriyor. Karşılaştıkları ve literatüre kazandırdıkları bazı ilginç vakalar bulunmaktadır.
- Kommodyo Kordis: Göğse gelen ani bir darbe (örneğin bir top çarpması veya bu vakada olduğu gibi at tepmesi) sonucu kalbin aniden durması durumudur. Hastanenin bu son derece nadir duruma hızlı ve doğru müdahale ederek hastayı hayata döndürmesi, acil servis ve kardiyoloji ekiplerinin hazırlıklı olduğunun bir göstergesidir.
- Doğum Sonrası Kalp Yetmezliği (PPCM): Gebeliğin son döneminde veya doğumdan hemen sonra ortaya çıkan bu nadir kalp kası hastalığının tedavisiyle ilgili tecrübelerini paylaşarak, benzer durumlarla karşılaşan diğer hekimlere yol göstermişlerdir.
- Kalpte Yalancı Anevrizma: Geçirilmiş bir kalp krizi sonrası kalp duvarında oluşan ve patlama riski taşıyan tehlikeli bir yırtığın teşhis ve tedavisi gibi karmaşık yapısal kalp sorunlarıyla da başa çıkabildiklerini göstermişlerdir.
Çukurova Devlet Hastanesi ise, bölgedeki bilimsel iş birliğinin güzel bir örneğini sergiliyor. Adana Şehir Hastanesi’nin liderliğinde yapılan kapsamlı bir kalp krizi çalışmasında, Çukurova Devlet Hastanesi’nden bir kardiyologun da araştırmacılar arasında yer alması, hastanenin bölgesel araştırma ağına entegre olduğunu gösteriyor. Bu tür iş birlikleri, yapılan araştırmaların sonuçlarının daha güvenilir ve daha geniş bir kitleyi temsil eder hale gelmesini sağlar.
Kozan Devlet Hastanesi
Kozan Devlet Hastanesi gibi ilçe hastanelerinin bilimsel çalışmalarda yer alması, tıp araştırmalarının sadece büyük şehirlerdeki devasa hastanelerin duvarları arasında kalmadığını, Anadolu’nun dört bir yanına yayıldığını göstermesi açısından çok değerlidir. Bu hastaneler, büyük araştırmalara katılarak, “gerçek dünya” verisinin toplanmasına paha biçilmez bir katkı sunarlar. Neden mi? Çünkü sadece büyük merkezlerde yapılan çalışmalar bazen toplumun genelini yansıtmayabilir. Oysa Kozan gibi bir ilçe hastanesinin dahil olduğu bir araştırma, tedavi kılavuzlarında önerilen modern ilaçların ve yöntemlerin, standart bir devlet hastanesinde, yani halkın en kolay ulaştığı sağlık kurumunda ne gibi sonuçlar verdiğini görmemizi sağlar. Bu da araştırmanın sonuçlarını çok daha güvenilir ve herkes için geçerli kılar.
Kozan Devlet Hastanesi kardiyologlarının, Türkiye çapında yürütülen önemli çalışmalara katıldığını görüyoruz. Bu katılımlar, onların da güncel tıbbı yakından takip ettiğini ve bilime katkı sunma arzusunda olduğunu gösteriyor.
Katkıda bulundukları bazı önemli araştırma konuları şunlardır:
- Kalp Yetmezliği Tedavileri: Kalbin pompalama gücünün azaldığı kalp yetmezliği türünde, modern ilaç tedavilerinin ne kadar etkin kullanıldığını ve hastaların hayatına nasıl bir etkide bulunduğunu araştıran SMYRNA adlı ulusal bir çalışmada yer almışlardır. Bu katılım, kalp yetmezliği gibi kronik ve yaygın bir hastalığın takibinde ne kadar titiz olduklarını gösterir.
- Kalp Zarı Sıvısı (Perikardiyal Efüzyon): Kalp zarında sıvı birikmesinin nedenlerini ve tedavi yöntemlerini inceleyen bölgesel, çok merkezli bir araştırmaya hasta verisi sağlayarak katkıda bulunmuşlardır. Bu bölgedeki genel sağlık sorunlarının anlaşılmasına yönelik ortak çabanın bir parçası olduklarını ortaya koyar.

Prof. Dr. Tuna Katırcıbaşı, 27 yılı aşkın süredir kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir kardiyoloji profesörüdür. Özellikle koroner arter hastalığı, stent tedavileri, hipertansiyon ve kalp yetersizliği alanlarında kapsamlı klinik ve akademik deneyime sahiptir.
Kardiyoloji kariyerine 1999 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak başlayan Prof. Dr. Katırcıbaşı, 2009 yılında doçentlik, 2019 yılında ise profesörlük unvanını almıştır. Başkent Üniversitesi, Özel Ortadoğu Hastanesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Halen Adana Medline Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görevine devam etmektedir.
Prof. Dr. Katırcıbaşı, ameliyatsız damar açma uygulamaları, şah damarı ve periferik damar tıkanıklıklarının girişimsel tedavisi, kalp yetersizliği yönetimi ve ileri ekokardiyografi alanlarında öne çıkmaktadır. 60’tan fazla ulusal ve uluslararası bilimsel yayınıyla literatüre katkı sağlamış; Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji gibi saygın platformlarda bildiriler sunmuştur.

Adana'daki Kliniğimizin Konumu