Sekonder hipertansiyon, altta yatan başka bir hastalığa bağlı olarak gelişen yüksek tansiyondur. Böbrek, endokrin ve damar hastalıkları en sık nedenleri arasındadır.
Bu tip hipertansiyon, genellikle genç yaşta ortaya çıkar ve ilaç tedavisine direnç gösterebilir. Nedene yönelik tedavi ile kan basıncı kontrol altına alınabilir.
Teşhis sürecinde kan testleri, görüntüleme yöntemleri ve hormonal incelemeler kullanılır. Erken tanı, komplikasyon riskini azaltır.
Tedavi, altta yatan hastalığın düzeltilmesi ve gerekirse antihipertansif ilaçların kullanılması ile sağlanır. Düzenli takip önemlidir.
Sekonder Hipertansiyon Nedir?
Sekonder hipertansiyon, altta yatan başka bir hastalık ya da durumun neden olduğu yüksek tansiyon türüdür. Esansiyel (primer) hipertansiyondan farklı olarak, nedeni belirlenebilir ve tedavi bu nedene yönelik yapılır.
Başlıca nedenleri:
- Böbrek hastalıkları
- Hormonal bozukluklar (ör. tiroid, böbreküstü bezi hastalıkları)
- Damar darlıkları (renal arter stenozu)
- Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı
- Uyku apnesi
Belirtileri genellikle primer hipertansiyonla benzerdir: baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması ve görme bozuklukları. Nedene yönelik tedavi ile tansiyon çoğu zaman kontrol altına alınabilir.
Sekonder Hipertansiyon Kimlerde Görülür?

Sekonder hipertansiyon genellikle daha ileri yaşlarda veya önceden var olan bir sağlık durumu olan kişilerde görülür. Özellikle böbrek hastalığı, endokrin bozukluklar veya ilaç kullanımı olan kişilerde daha yüksek risk taşır. Ayrıca, şunlar için de sekonder hipertansiyon riski yüksektir:
- Böbrek hastalığı olan kişiler
- Böbrek parankim hastalıkları
- Böbrek damar hastalıkları
- Adrenal korteksin işlev bozukluğu olan kişiler (Addison hastalığı)
- Beyin tümörü olan kişiler (Pheochromocytoma)
- Aort Koarktasyonu
- Endokrin bozukluklar olan kişiler (örneğin, Akromegali, Cushing hastalığı)
- İlaç kullanımı olan kişiler (örneğin, oral kontraseptifler, erken menopoz tedavisi)
Ancak herhangi bir kişide ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Eğer kişide kan basıncı yüksekliği ile birlikte bu hastalıklara ait belirtilerde varsa, mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.
Sekonder Hipertansiyon Belirtileri Nelerdir?
Sekonder hipertansiyonun belirtileri genellikle kan basıncının yüksek olmasına benzer şekilde ortaya çıkar, ancak temel nedenin belirtileri de ek olarak görülebilir. Örneğin, böbrek hastalığı olan bir kişide böbreklerde ağrı veya şişlik, Pheochromocytoma olan bir kişide ise huzursuzluk, titreme, halsizlik, baş dönmesi gibi belirtiler olabilir. Genel belirtiler arasında şunlar yer alabilir:
- Baş ağrısı
- Nefes darlığı
- Gözlerde bulanıklık
- Ödem
- Halsizlik
- Baş dönmesi
- Nöbetler
- Kalp hızının artması
Eğer kişide kan basıncı yüksekliği ile birlikte bu belirtilerin mevcutsa, mutlaka doktoruna başvurmalı ve gerekli muayene ve kontrollerden geçmelidir.
Sekonder Hipertansiyon Tedavi Seçenekleri
Sekonder hipertansiyonun tedavisi, temel nedenin belirlenmesi ve tedavi edilmesiyle birlikte kan basıncının düzenlenmesi ve kontrol altına alınmasıdır. Tedavi seçenekleri şunlar olabilir:
- Temel nedenin tedavisi: Örneğin, böbrek hastalığı olan bir kişide böbreklerin işlevlerini geri kazandırmak için tedavi uygulanır. Pheochromocytoma olan bir kişide ise cerrahi yöntemle tümör çıkarılır.
- Kan basıncının düzenlenmesi: İlaçlar kullanılarak kan basıncının düzenlenmesi için çeşitli tedavi seçenekleri vardır. Diüretikler, ACE inhibitörleri, beta-blokerler, kalsiyum kanal blokerleri, aldosteron inhibitörleri gibi ilaçlar kullanılabilir.
- Değişen yaşam tarzı: Sigara içmeyi bırakmak, sağlıklı bir diyet, düzenli egzersiz, ideal vücut ağırlığına ulaşmak, alkol tüketimini azaltmak, yeterli uyku ve stresten uzak durmak gibi değişen yaşam tarzı değişiklikleri yapmak kan basıncını düzenlemekte yardımcı olabilir.
- Girişimsel tedaviler: Bazı durumlarda cerrahi yöntemler de sekonder hipertansiyon tedavisinde kullanılabilir. Örneğin, renal artery stenting veya renal artery endarterektomi gibi.
Her durumun farklı olduğu unutulmamalıdır, tedavi seçenekleri de kişinin durumuna göre değişebilir. Doktorunuzla birlikte en uygun tedavi yöntemini belirleyebilirsiniz. Sekonder hipertansiyonlu hastaların dikkat etmeleri gereken bazı noktalar şunlar olabilir:
- Tedavi edilmemiş bir temel hastalığı varsa, o hastalığın tedavisi ile birlikte hipertansiyon tedavisine devam etmeliler.
- Tuz, sodyum ve alkol tüketimini azaltmalılar.
- Sigara içmiyorsa içmemeleri, içiyorsa bırakmaları önerilir.
- Düzenli olarak egzersiz yapmalılar.
- Diyetlerinde daha çok sebze ve meyve tüketmeliler.
- Kilo kontrolüne özen göstermeliler.
- Doktorlarının vermiş olduğu ilaçları düzenli olarak almalılar.
Tüm bu noktalara dikkat edildiği ve doğru tedavi uygulandığı durumlarda hasta gayet sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilir. Bu açıdan bu noktalara dikkat etmek ve tedavi için en doğru seçeneğin uygulanması hastanın sağlığı açısından çok büyük bir öneme sahiptir.
Sekonder hipertansiyonun en sık nedeni nedir?
Sekonder hipertansiyonun en sık nedeni nedir denildiğinde bu konuda ön plana çıkan bir rahatsızlık mevcuttur. Sekonder hipertansiyonun en sık nedeni, böbrek hastalıklarından kaynaklanan renal hipertansiyondur. Sekonder hipertansiyon, birincil hipertansiyona göre daha az görülen ancak altta yatan bir hastalıktan kaynaklanan yüksek tansiyondur.
Böbrek hastalıkları, böbreklerin kan basıncını kontrol etme yeteneğini etkileyebilir ve bu da kan basıncının yükselmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra, hormonal dengesizlikler, uyku apnesi, adrenal tümörler ve bazı ilaçlar da sekonder hipertansiyon nedenleri arasında sayılabilir. Sekonder hipertansiyon, altta yatan hastalığın tedavi edilmesiyle genellikle tedavi edilerek düzeltilebilir veya kontrol altına alınabilir bu nedenle erken teşhis ve uygun tedavi önemlidir.

Prof. Dr. Tuna Katırcıbaşı, 27 yılı aşkın süredir kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir kardiyoloji profesörüdür. Özellikle koroner arter hastalığı, stent tedavileri, hipertansiyon ve kalp yetersizliği alanlarında kapsamlı klinik ve akademik deneyime sahiptir.
Kardiyoloji kariyerine 1999 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak başlayan Prof. Dr. Katırcıbaşı, 2009 yılında doçentlik, 2019 yılında ise profesörlük unvanını almıştır. Başkent Üniversitesi, Özel Ortadoğu Hastanesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Halen Adana Medline Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görevine devam etmektedir.
Prof. Dr. Katırcıbaşı, ameliyatsız damar açma uygulamaları, şah damarı ve periferik damar tıkanıklıklarının girişimsel tedavisi, kalp yetersizliği yönetimi ve ileri ekokardiyografi alanlarında öne çıkmaktadır. 60’tan fazla ulusal ve uluslararası bilimsel yayınıyla literatüre katkı sağlamış; Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji gibi saygın platformlarda bildiriler sunmuştur.

Adana'daki Kliniğimizin Konumu