Gençlerde hipertansiyon, sanılandan daha sık görülen bir durumdur. Özellikle obezite, tuz tüketimi ve genetik yatkınlık önemli risk faktörleridir.
Sekonder hipertansiyon, genç yaş grubunda daha yaygındır ve genellikle böbrek veya endokrin hastalıklar ile ilişkilidir. Bu nedenle ayrıntılı tetkik yapılmalıdır.
Erken tanı, ileride gelişebilecek kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Düzenli tansiyon ölçümü, riskli gençlerde zorunludur.
Yaşam tarzı düzenlemeleri, gençlerde hipertansiyon kontrolünde ilk basamaktır. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü en etkili önleyici yaklaşımlardır.
Hipertansiyon Nedir ve Gençlerde Ne Kadar Yaygındır?
Hipertansiyon kan basıncı değerlerinin sürekli olarak 120/80 mmHg üzerinde seyretmesi durumu olarak tanımlanır ve kalp krizi, felç, böbrek yetersizliği, görme kaybı gibi kardiyovasküler hastalık risklerini artırır.. Özellikle 20-44 yaş arası genç yetişkinlerde son yıllarda hipertansiyon oranlarında kayda değer bir artış görülmektedir. Bu yaş grubunda hipertansiyon aşağıdaki gibi faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir:
- Obezite
- Yetersiz fiziksel aktivite
- Kötü beslenme alışkanlıkları
Gençlerdeki hipertansiyon prevalansındaki artış son on yılda gözlemlenen obezite ve kardiyovasküler risk faktörlerindeki eğilimlerle paralellik göstermektedir. Bu yaş grubunda hipertansiyonun kontrol edilmesi ve tedavi edilmesi erişkin bireylere kıyasla daha yetersiz kalmakta ve bu durum uzun vadeli kardiyovasküler risklerin artmasına yol açmaktadır.
Dahası tedavi yöntemleri mevcut olmasına rağmen genç yetişkinler kan basınçlarını yeterince kontrol altına alamamakta ve bu da hipertansiyonun genç yaşlarda daha ciddi kardiyovasküler komplikasyonlara sebep olabileceğine dair endişeleri artırmaktadır. Bu durum sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurgulamakta ve gençlerde hipertansiyonun erken teşhis ve tedavisinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Gençlerde Hipertansiyonun Başlıca Nedenleri Nelerdir?
Gençlerde hipertansiyonun nedenleri arasında yaşam tarzı faktörleri, genetik yatkınlıklar ve ırksal/etnik farklılıklar bulunur. Özellikle hareketsizlik, kötü beslenme alışkanlıkları ve obezite bu durumun başlıca yaşam tarzı faktörleri arasındadır. Hareketsiz bir yaşam tarzı işlenmiş gıdalarla beslenme ve aşırı sodyum tüketimi kilo alımına neden olarak kan basıncını yükseltir. Obezite özellikle karın bölgesinde olduğunda gençlerde hipertansiyon riskini artırmaktadır.
Genetik yatkınlıklar da hipertansiyonun gelişiminde önemli bir rol oynar ve genetik faktörler kan basıncı varyasyonlarının %30-50’sine katkıda bulunur. Aile geçmişinde hipertansiyon bulunması bireyin hipertansiyon geliştirme olasılığını artırır. Kalıtsal özelliklerin yanı sıra doğum öncesi ve sonrası olumsuz koşullar da gençlerde yüksek tansiyon riskini artırabilir.
Bunun yanı sıra sosyoekonomik durum stres ve beslenme alışkanlıkları gibi sosyal belirleyiciler ırksal farklılıklara bağlı olarak hipertansiyon riskini etkiler.
Genç Yetişkinlerde Hipertansiyonun Erken Belirtileri Nelerdir?
Genç yetişkinlerde hipertansiyon genellikle belirti vermeden ilerleyebilir ve bu durum hastalığın fark edilmesini zorlaştırır. Ancak bazı genç bireylerde yüksek tansiyonun erken belirtileri hafif şekilde kendini gösterebilir. Yüksek tansiyon belirtileri çoğu zaman başka sorunlarla karıştırılabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Özellikle sabahları ortaya çıkan baş ağrıları hipertansiyonun işareti olabilir. Bu baş ağrıları genellikle stresle ilişkilendirilebilir ancak altta yatan sebep yüksek tansiyon olabilir.
Diğer yandan nefes darlığı da hipertansiyona bağlı olarak görülebilecek belirtilerden biridir. Genç bir birey zaman zaman nefes almakta zorlanıyorsa bu durum yüksek tansiyona işaret edebilir. Ek olarak bazı durumlarda baş dönmesi yaşanması da yüksek tansiyon belirtisi olarak değerlendirilebilir. Bu baş dönmeleri çoğunlukla yorgunlukla karıştırılır ve bu da tanının gecikmesine sebep olabilir.
Ayrıca hipertansiyonun başka erken belirtileri de mevcuttur:
- Yüksek tansiyona bağlı olarak görme problemleri ortaya çıkabilir.
- Yüksek kan basıncı kalbe zarar verebilir, rutin bir taramada kalp kası kalınlığı ve kalp kulakçıklarında genişleme göze çarpabilir..
- Sürekli yorgun hissetmek de hipertansiyonun bir belirtisi olabilir.
- Odaklanma güçlüğü ve dalgınlık gibi belirtiler de görülebilir.
Tedavi Edilmeyen Hipertansiyonun Gençlerde Sağlık Riskleri Nelerdir?
Tedavi edilmeyen hipertansiyon gençlerde ciddi sağlık risklerine yol açarak birçok organda kalıcı hasar bırakabilir. İlk olarak kalp hastalığı tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun en yaygın sonuçlarından biridir. Yüksek tansiyon kalbin daha fazla çalışmasına neden olarak zamanla kalp kasını yorar ve kalınlaştırır. Bu durum kalp yetmezliğine ve ritim bozukluklarına yol açabilir ayrıca koroner arter hastalığı riskini artırır.
Ek olarak inme riski de tedavi edilmeyen hipertansiyonun önemli bir sonucudur. Sürekli yüksek tansiyon beyindeki kan damarlarının zayıflamasına ve hasar görmesine neden olarak hemorajik ve iskemik inme olasılığını artırır. Bu tür inme olayları gençlerde orta yaş ve sonrasında daha şiddetli etkiler bırakabilir.
Bunun yanı sıra böbrek hasarı tedavi edilmeyen hipertansiyondan kaynaklanan bir diğer kritik sorundur. Yüksek tansiyon böbreklerdeki damarların yapısını bozarak kronik böbrek hastalığı ve yetmezlik riski oluşturur.
Ayrıca tedavi edilmeyen hipertansiyon gözlerde damar hasarına ve görme sorunlarına yol açabilir. Bilişsel işlevi bozarak vasküler demansa katkıda bulunur ve diyabet riskini artırır.

Prof. Dr. Tuna Katırcıbaşı, 27 yılı aşkın süredir kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir kardiyoloji profesörüdür. Özellikle koroner arter hastalığı, stent tedavileri, hipertansiyon ve kalp yetersizliği alanlarında kapsamlı klinik ve akademik deneyime sahiptir.
Kardiyoloji kariyerine 1999 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak başlayan Prof. Dr. Katırcıbaşı, 2009 yılında doçentlik, 2019 yılında ise profesörlük unvanını almıştır. Başkent Üniversitesi, Özel Ortadoğu Hastanesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Halen Adana Medline Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görevine devam etmektedir.
Prof. Dr. Katırcıbaşı, ameliyatsız damar açma uygulamaları, şah damarı ve periferik damar tıkanıklıklarının girişimsel tedavisi, kalp yetersizliği yönetimi ve ileri ekokardiyografi alanlarında öne çıkmaktadır. 60’tan fazla ulusal ve uluslararası bilimsel yayınıyla literatüre katkı sağlamış; Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji gibi saygın platformlarda bildiriler sunmuştur.

Adana'daki Kliniğimizin Konumu