Ramazan ayında kalp sağlığı için sıvı tüketimi büyük önem taşır. İftar ve sahur arasında yeterli miktarda su içmek, kalbin ve dolaşım sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.
Oruç süresince aşırı yağlı ve tuzlu gıdalardan kaçınmak, kan basıncının dengelenmesine yardımcı olur. Hafif, dengeli öğünler tercih edilmelidir.
Fiziksel aktiviteler iftardan birkaç saat sonra, hafif tempolu olacak şekilde planlanmalıdır. Aşırı efordan ve ağır sporlardan uzak durulmalıdır.
Düzenli ilaç kullanan kalp hastaları, ilaç saatlerini hekim önerisine göre iftar ve sahur arasında olacak şekilde ayarlamalıdır.
Ramazan’da Kalp Sağlığı Nasıl Korunur?

Oruç tutan ve kalp sağlığı sorunu olmayan kişilerin de kalp sağlıklarını korumaya yönelik tedbirlere dikkat etmesinde fayda vardır. Zira örneğin; kalp krizleri daha önce herhangi bir belirti vermeyen, yani kalp hastası olduğu tespit edilmemiş kişilerde de görülebilir. Bu durumu tetikleyen unsurlar vardır ki, bunlar hem akut veya kronik hastalığı olanlar hem de herhangi bir belirtisi bulunmayan kişilerde etkili olabilir. Bu etkiler; beslenme (obezite), sigara kullanımı ve stresle ilişkilendirilir. Ayrıca genetik faktörler de kalp sağlığı sorunlarının sebepleri içerisinde sayılır.
Ramazan’da Beslenme Nasıl Olmalı?
Ramazan, yaygın olarak özellikle iftarda aşırı besin tüketiminin söz konusu olduğu bir süreçtir. Bu oldukça yanlış bir davranıştır. Tüm gün yavaşlamış organlara, özellikle mideye aniden yüklenmek, kalp krizi riskini önemli ölçüde artırır. Olağan dışı miktarlarda ve ağır besinlerin tüketilmesi, herhangi bir kalp hastalığı bulunmayan kişiler için dahi, bir kalp sağlığı riskidir. Bu nedenle iftarda yavaş ve yeterli miktarda beslenmek oldukça önemlidir.
- Sigara Tüketimine Son Verin
Ramazan ayında gün boyunca sigara içmemek, vücudumuz için son derece faydalı bir durumdur. Ancak bu durumu, orucu sigara içerek sonlandırmak, çok sakıncalıdır. Gün boyu hiçbir besin tüketmeyip iftarda ilk eylem olarak sigara içmek, kan basıncını anormal biçimde değiştirir ve yan etkiler ortaya çıkarabilir. İftar ve sahur arasında aşırı miktarda sigara içmek ise orucun size sağlayacağı tüm faydayı ortadan kaldıracaktır.
- Yeterince Su Tüketin
Sadece Ramazan ayı için değil, her zaman için yeterince su tüketimi son derece önemlidir. Vücudumuzdaki tüm hücrelerin yapısının çoğunluğu sudan menkuldür ve su yaşam kaynağımızdır. Günlük olarak ortalama 2 Litre su tüketilmesi ise genel bir tavsiyedir. Ramazan ayında, ani yüklenme yapmamak kaydı ile iftar ve sahur arasında bu miktarda suyu tüketmek, kalp sağlığı da dahil tüm vücudumuz için faydalıdır.
- Yemek Yiyip Uyumaya Dikkat!
Sahur, zorunlu olarak belli miktarda besin tüketip uykuya devam ettiğimiz bir öğündür. Bu öğünde tükettiğimiz besinlere, uykuya devam etme durumundan ötürü daha da özen göstermemiz gerekir. İstatistik olarak, kalp krizlerinin daha yaygın görüldüğü gecenin ileri saatlerinde, aşırı miktarda ağır besinleri tüketmek ve uykuya devam etmek bu riski tetikleyebilir. Bu nedenle sahurda, olabildiğince hafif gıdalar, yağ, şeker ve karbonhidrat bakımından fakir, protein bakımından zengin lifli gıdaları tercih etmeli ve yeterince su içmeliyiz. Besinlerin miktarı da son derece önemlidir ki, burada “yeterince” ifadesine dikkat etmek, aşırıya kaçmamak ve yetersiz beslenmemek gerekir.
Efor bakımından ise herhangi bir zamandan farklı davranmaya gerek yoktur. Eğer kilo probleminiz, devam eden kalp sağlığı sorununuz veya diyabet gibi bir sorununuz yoksa, günlük temponuzu sürdürmeye devam edebilirsiniz.
Ramazan ayında kalp sağlığınızı korumak için düzenli kontrollerinizi yaptırınız. Hali hazırda bir sorununuz olup olmadığını anlamanız mümkün olmayabilir. Bazı durumlarda, kalbimiz herhangi bir hafif semptom göstermeden, ani ve ağır tepkiler verebilir. Bu nedenler özellikle risk grubunda yer alanlar ve geçmiş kalp sağlığı problemi öyküsü olanların, oruç tutma kararını vermeden önce hekime başvurmaları ve onay almalarında fayda vardır.

Prof. Dr. Tuna Katırcıbaşı, 27 yılı aşkın süredir kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir kardiyoloji profesörüdür. Özellikle koroner arter hastalığı, stent tedavileri, hipertansiyon ve kalp yetersizliği alanlarında kapsamlı klinik ve akademik deneyime sahiptir.
Kardiyoloji kariyerine 1999 yılında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak başlayan Prof. Dr. Katırcıbaşı, 2009 yılında doçentlik, 2019 yılında ise profesörlük unvanını almıştır. Başkent Üniversitesi, Özel Ortadoğu Hastanesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Halen Adana Medline Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde görevine devam etmektedir.
Prof. Dr. Katırcıbaşı, ameliyatsız damar açma uygulamaları, şah damarı ve periferik damar tıkanıklıklarının girişimsel tedavisi, kalp yetersizliği yönetimi ve ileri ekokardiyografi alanlarında öne çıkmaktadır. 60’tan fazla ulusal ve uluslararası bilimsel yayınıyla literatüre katkı sağlamış; Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji gibi saygın platformlarda bildiriler sunmuştur.

Adana'daki Kliniğimizin Konumu